az konuşma

n. reticence
* * *
reticence

Turkish-English dictionary. 2013.

Look at other dictionaries:

  • konuşma — is. 1) Konuşmak işi Gecenin sessizliğini bozan bu gürültülü konuşmaların uğultusu yukarı katlara genişleyerek, sağırlaşarak çıkmaya başladı. M. Ş. Esendal 2) Görüşme, danışma, müzakere 3) Dinleyicilere bilim, sanat, edebiyat vb. konularda bilgi… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • konuşma dili — is., db. Günlük yaşayışta kullanılan ve yazı dilinden az çok farklarla ayrılmış bulunan dil, günlük konuşma, günlük dil Kendi payıma, konuşma dilinden ayrı bir şiir diline karşıyım. N. Cumalı …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • konuşma güçlüğü — is. Bazı konuşma organlarının gereği gibi çalışmamasından dolayı rahat söz söyleyememe …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • konuşma merkezi — is., anat. Beynin, konuşma işlevini denetleyen bölümü …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • konuşma bozukluğu — is. Bazı sesleri gereği gibi çıkaramamaktan ileri gelen söyleyiş, kötü telaffuz etme …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • konuşma çizgisi — is. Uzun çizgi …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • konuşma engelli — sf. İşitemediği için söz söyleme alışkanlığı edinememiş olan (kimse) …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • konuşma korkusu — is. Tutukluk …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • konuşma yetersizliği — is. Beklenen düzeyde veya yeterli ölçüde konuşamama …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • konuşma yapmak — topluluk karşısında bir konuda konuşmak Gerekli gördüğü takdirde yasama yılının ilk günü, Türkiye Büyük Millet Meclisinde açılış konuşmasını yapmak. Anayasa …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • günlük konuşma — is., db. Konuşma dili …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.